5 Haziran 2026 Cuma

Nokta koymaya acele etme

 Nokta koymaya acele etme
Karanlık ve sessiz

  Bir gün sosyal medya platformunda birisi dedi ki: "Nokta koymaya acele etme, bir virgül at ve yaşamaya devam et. Çünkü nokta demek ölüm demek. Ölmeden öldürme kendini. Virgül demek umut demek. Bir Müslüman umut etmek zorundadır. Çünkü umudunu kaybeden insan şeytana teslim olmuştur."

   Oysa ben, bir an önce sonuca varmak, o belirsizliği bitirmek için elimde kalem, cümlenin sonuna o ağır noktayı bırakmaya ne kadar da hevesliyim. Virgül atmak, belirsizliğe tahammül etmektir. Virgül, "henüz bitmedi, anlatacaklarım var" demektir. Ben o virgülü attığımda, aslında kendime bir nefeslik alan açıyorum. Belki o virgülden sonra gelecek kelime, tüm cümlenin anlamını değiştirecek.

   Ama insan bazen noktayı ölüm istediği için değil, yorulduğu için koymak ister. Çünkü bazı hayatlar yaşanmaz, taşınır.

  Ve bir yerden sonra insan yaşamaktan çok, taşıdığı şeyleri sürüklemeye başlar. Her sabah aynı ağırlıkla uyanırsın. Aynı düşünceler. Aynı iç ses. Aynı karanlık. Bir süre sonra acı bile keskinliğini kaybeder. Sadece dipte duran soğuk bir taş gibi içinde kalır. Kimse bunun hakkında konuşmuyor. İnsanların çoğu “umut” kelimesini fazla hafif kullanıyor. Sanki umut güzel bir şeymiş gibi. Oysa bazen umut etmek bile insanın sırtında yük gibi duruyor. Çünkü umut, devam etmeyi gerektiriyor. Devam etmek ise hâlâ dayanmak, zorunda olmak demek. Ben bazı geceler hayatı düzeltmek istemedim. Sadece içimdeki gürültü bir süreliğine sussun istedim. İnsan en çok da burada korkuyor zaten. Ölmek istemediğini bildiğin hâlde, yaşamak için de güçlü hissetmediğin yerde. İkisinin arasında asılı kalıyorsun. Ne tamamen hayattasın ne tamamen vazgeçmiş. İşte o aralıkta insan kendine sürekli yarım cümleler kuruyor.

   Belki yarın geçer. Belki biraz daha dayanırım.  Belki biri anlar. Belki ben bile kendimi bir gün anlarım. Ve galiba insanı hayatta tutan şey büyük mucizeler değil. Koskoca umutlar da değil. Bazen insanı sadece ertelenmiş bir nokta hayatta tutuyor. Bir gece daha konmamış son cümle. Yutkunup kapatılan bir kriz anı. Kimse bilmeden atlatılan bir karanlık. Belki de hayat dediğimiz şey, ölmek istemeyen bir bedenle yaşamaktan yorulmuş bir ruhun arasındaki o sessiz pazarlıktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KIRK ODALI BİR ZİHİN

Naperva

       İçimde, kimsenin ulaşamadığı bir yer var.  Öyle bir yer ki bazen ben bile yolunu kaybediyorum. Oraya ancak gecenin en sessiz anların...