İçimde, kimsenin ulaşamadığı bir yer var. Öyle bir yer ki bazen ben bile yolunu kaybediyorum. Oraya ancak gecenin en sessiz anlarında ulaşabiliyorum; dünya sustuğunda, herkes kendi hayatına çekildiğinde ve geriye yalnızca insanın kendi sesi kaldığında. Uzun zamandır o yere bir isim arıyordum. Çünkü bazı duygular anlatılmıyor; taşınıyor. Bazı geceler yaşadıklarımın, sustuklarımın, içimde birikip dile dönüşemeyen her şeyin tek tek adını koymak yerine hepsini tek bir kelimenin içine bırakmak istedim. Ve o kelime geldi:
Korkusuz. Ama insanların düşündüğü gibi korkusuz değil. Korkusuz olmak korkmamak değilmiş. Korkuya rağmen geri çekilmemekmiş. İnsanın kendi içindeki karanlığa bakıp orada gördüklerinden kaçmamasıymış. Gecenin üçü. Zamanın artık bir ölçü olmaktan çıktığı, evin sessizliğinin insanın omuzlarına çöktüğü saat. Masamın başında oturuyorum. Eskiden her şeyi taşıyabilen, herkese yetişebilen o kadından geriye bazen sadece düzensiz bir nefes ve kâğıdın üzerine bırakılmış tek bir soru kalıyor:
Neden? Birileri bana “geçer” dedi. Oysa zaman geçtikçe şunu fark ettim: Geçen şey yaşadıklarım olmadı. Değişen bendim. Bazı şeyler insanı eski haline döndürmüyor. Ama bu, insanın bittiği anlamına da gelmiyor. İşte Naperva tam burada başladı. Acının olmadığı yerde değil; acıya rağmen kendimi terk etmediğim yerde. Kimsenin görmediği savaşların içinden geçerken hâlâ kendi elimi bırakmadığım yerde. Eskiden suçluluk duyardım. Şunu yapmasaydın. Bunu seçmeseydin. Daha güçlü olsaydın. Şimdi görüyorum ki o anlarda asıl kaybettiğim şey hata yapmak değilmiş. Kendi tarafımda durmayı bırakmakmış.Yazdığım her kelime biraz da bunun için. Bu satırlar iyileştiğimi göstermek için değil. Hâlâ burada olduğumu göstermek için. Eğer bir gün bu yazıyı okuyan biri kendini dünyanın ortasında sessiz, yorgun ve tek başına hissederse bilsin. Belki sen de kendi Naperva’na yaklaşıyorsundur Orası acının olmadığı yer değil. Orası korkunun karar vermeyi bıraktığı yer. Ve ben artık kimsenin bana cesaret vermesini beklemiyorum. Çünkü cesaret bazen ayağa kalkmak değil, bazen sadece yere oturup kendine şunu söylemek “Henüz bitmedim.” Bu bir teslimiyet değil. Bu bir zafer ilanı da değil. Bu sadece kendi sesimi yeniden duymaya karar verdiğim an. Bundan sonra atacağım her adım kusursuz olmayacak. Ama benim olacak. Ve belki en sonunda anladığım şey şu: Korkusuz insanlar korkmayanlar değilmiş. Korkularına rağmen kendi hayatından vazgeçmeyenlermiş. Benim adını koyduğum şey de buydu. Naperva.

.jpg)