Hep anlaşılmıyorum diye ağladım. Ya da onun için ağlıyorum sandım, kendime yine yeniden yalan söyledim. Aslında belki de anlatamıyordum. Belki de anlaşılmak denen şey hiçbir zaman yoktu. İnsanların her boka uydurduğu sıradan sıfatlardan biriydi. Esas kötü olan bana göre aslında anlaşılamamış olmak değil de, artık anlaşılmadığımı kendime dönüp itiraf ettiğim zamandan sonra gelen tüm zamanlarda çok fazla söyleyeceğim şey varken bile sadece tamam ya da aynen demekle geçiştiriyorum. Öyle yemin etmişim ki kendime, anlatmayacağım diye… sıradan bir konu hakkında feci fikre sahip olmama rağmen ağzımı açıp tek kelime etmiyorum, etmek istemiyorum. Yorgunum ya… çok yorgunum. Öyle yatıp uyumayla, dinlenmeyle falan geçecek bir yorgunluk değil bu… gözümü kapatıp bir daha açmamayı her gece isteyecek kadar bir yorgunluk… Ben şunu fark ettim özellikle bugün Cem adrian'ın, bana ne yaptın şarkısında tekrarın bilmem kaç kez döndüğü saatlerde, bana neden yaptılar bilmiyorum ama… köpek gibi yalnızlığı üzerime ben değil onlar çektiler… oysa ben böyle miydim… insan canlısı, hayat sevinci olan, sohbet muhabbet eden, sevebilen, hissedebilen, nazik bir insandım… ne yaptınız bana? Ben hiçbir şey hissedemiyorum… yeni bir insanla tanışmış olmanın heyecanını bile hissedemiyorum. Ulan öyle bir hale getirmişsiniz ki beni konuştuğum insana adını sormak 3 gün sonra aklıma gelir olmuş… bu kadar mı vazgeçilir her şeyden, gelecekten, geçmişten, en önemlisi kendinden… noldu sana… nasıl düzeleceksin… düzelebilecek misin…
düzelemezsen bu taşıdığın kafa seni bu şekilde bir 11 ay da götürmeyecek bunu biliyorsun demi… ne olacak o zaman pes edip allahtan beklediğini kendin mi yapacaksın? Hem de bile bile… yoksa artık yaralarını dışardan kimsenin saramayacağını sana dışardan gelecek olanın sadece yeni bir yara olacağını, şifa gelecekse sadece kendinden, kendi içinden gelecek bunu kabul edip sarmaya mı başlayacaksın? Korkuyorsun dimi… yeniden ayağa kalkarsam eskisi gibi ne yük varsa üzerime yıkacaklar diye… eski gücüm yok artık taşıyamam diyorsun… sırf yine onlar yüzünden kendinden vazgeçiyorsun. Kızım sen kendim için bitmek istiyorum derken bile onlar için bitiriyorsun kendini… sırf o yüklerden korktuğun için. Yoksa sana gelse birisi dese ki, bundan sonra hiçbir yük senin omuzlarına çökmeyecek, sen sadece kendi başından sorumlusun deseler hemen yarın günün ilk ışıklarıyla salak salak o sokaklarda çocuk gibi sırıtarak koşmaya gitmeyecek misin :) 11 aydır kendini kapattığın o zindandan bir anda ipinden boşanmış köpek misali koşmayacak mısın sokaklarda :) sağlığımı nasıl düzeltirim diye o giremediğin doktor kapılarını birer birer hevesle çalmayacak mısın iyileşmek için :) ahh özlem… sana seni anlıyorum diyen insanlar seni hiçbir zaman anlamadı ve hiçbir zaman da anlamayacak bunu kabul et güzelim… biliyorum kabul etme eylemi sende herkesteki gibi çalışmıyor. Sen biliyorsun, kendine doğru olanı söylüyorsun, ama bataktan çıkmak istemiyorsun. Huzur yabancı, tanıdık olan acı çünkü… bu seni korkuttuğu için her gün biraz daha derine gömüyorsun kendini. Bu bataktan çıksan her şey bambaşka olacak biliyorsun. Ama gidemiyorsun. Neden? Ben sana yine gerçekleri söyliyim ama sen değiştireme, çünkü yine başkası için kendi hayatından vazgeçerek kendini feda ediyorsun. Ona ne olacak? Bataktan çıkarken yanındakini çıkaramadan orada bırakıyorsan hayatın boyunca bunun pişmanlığını ve vicdan azabını yaşamayacak mısın, nasıl devam edeceksin hayatına normal bi şekilde. Edemeyeceksin. Kızım senin kaderin bu, bunu kabul edeceksin. Sen bu hayata başkalarına kurban edilmek için gelmişsin…
Hayata dair kişisel hikayeler, deneyimler ve unutulmaz anıların paylaşıldığı bir blog.Yazmak benim direnişim. Her kelime bir adım daha ileri.
20 Mayıs 2026 Çarşamba
Susuyorum, sessizlik keskin
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
KIRK ODALI BİR ZİHİN
Susuyorum, sessizlik keskin
Hep anlaşılmıyorum diye ağladım. Ya da onun için ağlıyorum sandım, kendime yine yeniden yalan söyledim. Aslında belki de anlatamıy...
-
Küllerinden doğmak: Acıyı yakıta çevirme sanatı Bir sabah uyandım demeyi isterdim. Ama bu, o sabahlardan biri değildi. Bu, haya...
-
Kendimin Peşinde: Uykusuz Gecelerin Sessizliğiyle Yeniden Doğmak Bazen insan, en büyük yabancılığı kendi yüzünde yaşar. Ömür boyu a...
-
Borç Defteri : Kendime Yazılmış Bu, babana duyduğun öfkenin kendine yönelmiş hâli. Bu, bilinçaltının en acımasız intikam ş...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder