19 Nisan 2026 Pazar

Hayata Yeniden Karışma Çabası

   Her gün yok olmayı diline pelesenk ettikten sonra, hâlâ yine de acaba son bir deneme yapsam hayatta kalmaya yeter mi diye çabalamak nedir, bilir misin?

Umarım bu yazıyı okumaya başladığında “ne diyor bu ya?” diyen taraftasındır :) Eğer ne dediğimi yüzünde acı bir tebessümle okuyorsan zaten… yalnız değilsin gördüğün üzere :) En azından hâlâ hayattaysam ben varım, yani gerisini bilmiyorum. Uzun bir hayata moladan sonra hiç alakam olmayan bir yolda yürüyorum :) Bakma şimdi burada yürüyorum dediğime, dışarıya tek bir adım atamayınca evin dört duvarı sana zamanla zindan oluyor, perdelerle konuşup havlularla kavga ediyorsun.

Zindanda Kurulan Süslü Masa

Bende o zindanda kendime süslü bir masa kurmuşum gibi düşün :) ve hiç bu zamana kadar acaba girsem mi diye düşünmediğim bir mecrada yeniden geride kaldığım hayata karışmaya çalışıyorum. Şimdi belki düşüneceksin, ne diye kolaya kaçıyorsun da gerçek hayata bu kadar özlem çekerken hiç alakam yok dediğin sosyal medyadan karışmaya çalışıyorsun hayata diye, ben söyleyeyim baştan, denedim… onu da denedim.

Bir gün kararttım gözümü ve fiilen bir iş yerine gittim güya çalışmaya diye. O zamana kadar kendime hep diyordum ki sıkışınca, “Özlem saçmalama tabi ki sıkışsan gidip fiilen çalışabilirsin insanlar öcü değil ya bir adım atınca çorap söküğü gibi gelir ve hayatına kaldığın yerden yürümeye devam edersin” diyordum. O gün o iş yerine 8 saatliğine gittiğimde ise kendimi kandırdığımı, o treni benim kaçırdığımı kendime itiraf ettim.

Saatimi doldurana kadar durdum bak yine orada, aslında bu bile benim için bir başarıydı. O hissettiğim iğrenç duygularla başa çıkarak bir şekilde her sorumluluk sahibi insanın yapacağı şeyi yapabildim. Saatimi bitirdim ve bir daha gelemeyeceğimi bildirdim.

Ben o 8 saat boyunca her gelen müşteride tabiri caizse cin çarpmış gibi oldum insanlar aynen de öcü gibi geliyordu. Gelen kişi sadece “kolay gelsin” diyordu ve buna “sağolun” demem gerekir en kötü ihtimalde ama bırak sağolu ben o dakika “allahım şu yer ne zaman yarılacak da dibine girecem” diye gözlerimi kapadım.

İletişim Kurma Çabası ve Yenilgi

Ben insanlarla iletişim kuramıyorum dedim ve insansız bir alanda bir görev istedim onlar da sağolsunlar anlayışlılardı ve sorun etmediler. İnsanlar bana karışmaya, tanımaya çalışıyorlar ama beni bir gör yani, sanki silah zoruyla sadece evet hayır diyorum.

Patron abimiz hala adını bilmediğim :) bir günde abartısız 50–60 kez adını bıkmadan tekrar etmesine rağmen bir türlü aklımda tutamadım. Zaten altı üstü iki insan, lan ne kadar zor olabilir ki iki ismi aklında tutmak? Karı koca iki insana akşama kadar her bir şey demem gerektiğinde, uzunca düşünüp düşünüp “ya hanımefendi-beyefendi çok pardon ama ben isminizi yine unuttum isim hafızam pek yok” demiştim de diye zorla tebessüm ederek geçirdim.

Eve döndüğümde ise resmen sokağa bırakılmış ama sonra pişman olup geri alınmış bir kedi gibiydim çünkü eve dönene kadar ne bir damla su içtim ne bir lokma yemek yedim, ne lavaboya girdim (kişisel ihtiyaçtır ya). Velhasıl kelam orada asla iletişim kuramadım ve ben artık tamamen dışarıyla olan savaşımda yenilgiyi kabullendim çünkü ruhuma bu kadar da işkence çektirmek bir nevi intihar olacaktı :)

Sosyal Medyada Yeni Bir Başlangıç

Sosyal medyada birkaç gün içinde tam adapte olamadan ne olduğunu anlamadan tüm tuşlara basarak bir şekilde insanlarla iletişime geçmeyi becerdim :) canlı yayın yapıyordum, sesimi duyuyorlardı, seslerini duyuyordum. Fakat yine bende her şey fluydu, ordaydım ama değildim, vardım ama yoktum. Bilirsiniz, “var ile yok arası, yoktur.” :)

Önce sesli yayınla başladım, direk göz önünde olmak benim için ürkütücü olan kısımdı çünkü. Hep var olmaktan korkmuşsun bunca ay hayata karışmamışsın, o sesli adım bile büyük bir şeydi benim için. Hiç bir zaman yanımda bir destek göremedim, çok şey araştırdım, öğrendim, çoğu öğrendiğimi unuttum, bugün site tasarladım ertesi gün siteyi nerde açtığımı unuttum. Bugün bir uygulama oluşturarak ne yapabiliyorumu denedim ertesi gün o yaptığım şey neydi ya dedim. Bunun gibi daha niceleri.

Ama sonunda somut bir şey vardı elimde ve ben yapabilmiştim. En azından en küçük eylem de olsa bir şeyi faaliyete sokabilmiştim sonunda. Birkaç gün daha geçince insanlar da bu sohbetlere dahil olmaya başladı ve gerçekten dedim ki ya ben tek değilmişim ki, bu sorunları yaşayan bir sürü insan varmış.

Yalnızlıktan Birlikteliğe

Neden bunca zaman tek başıma karanlıkta oturmayı seçmişim, hep birlikte bir ışığa doğru gitmenin yolları da varmış oysa ki? Ama işte insan tanıdık olduğu acıya bağımlı oluyor. O acıdan çıkmak istemiyor. Çünkü acıyı tanıyorsun, ama
huzur yabancı…

Esas buradaki önemli soru, gerçekten bulunduğun bataktan çıkmak istiyor musun?

1 yorum:

  1. Çünkü bazı güçler alkışlanacak şeyler değildir. Bazı güçler sadece hayatta kalabilmek için mecburen geliştirilir... 👏🏼👏🏼👏🏼

    YanıtlaSil

KIRK ODALI BİR ZİHİN

​Susuyorum, sessizlik keskin

         Hep anlaşılmıyorum diye ağladım. Ya da onun için ağlıyorum sandım, kendime yine yeniden yalan söyledim. Aslında belki de anlatamıy...