10 Şubat 2026 Salı

Balçığın dibinden gelen ses

Balçığın dibinden gelen ses



Ben, başkalarının yükünü taşıyarak kendi omurgasını kıran, sevgiyi borçla ölçüp kendini feda eden ve sonunda o enkazın altında tek başına kalan o kişiyim. Ben, toplanabilecekken tekme yiyen, düştüğü yerden kalkamayan, belki de artık daha da derine batanım.Zaferden bahsetmeyin bana. Benim öyle büyük inançlarım, parlak umutlarım yok.
Dinlemediler, ben de yazdım. Ama bu bir kahramanlık destanı değil. Bu, aklımı kaçırmamak için kelimelere tutunma çabası. Çünkü biliyorum ki, bu lanet olası, susmayan beynim, şarkılar sustuğunda beni yemeye başlayacak. O şarkılar ki, beni bir anda geçmişin en karanlık dehlizine de atabilir, imkansız bir baharın hayaline de inandırabilir. Onlar, artık bana ait olmayan bir ruhun son can çekişmeleri.
Artık biliyorum ki;
Kalbimdeki en derin yaraları hiçbir düşman açmadı. Onları, bir zamanlar “canım, kanım” dediklerim, ben düştüğümde üzerime basıp geçerken açtı. Bu onların zaferi değil. Bu, benim kendime anlattığım mutlu son hikayesinin sonu.
Artık umursamıyorum ki;
“Normal” neymiş, “olması gereken” neymiş, polyanna mutluluğu neymiş, umrumda değil. Değerimi başkasının gözlerinde aramaktan vazgeçtim, çünkü o gözlerde bir hiç olduğumu gördüm. Bir “aferin” beklemiyorum, çünkü en büyük çabamın karşılığının bir tekme olduğunu öğrendim.
Artık tek gerçeğim şu ki;
Bu debelenme, benim kaderim. Bu bok çukuru, benim evim. Tek dostum da, en büyük düşmanım da, sabahları kahvesini bile hatırlamayan bu yabancı, yani kendim. Bir adım ileri gidemiyorum, bir adım geri de. Sadece olduğum yerde, kendi çamurumda dönüyorum.
Ve şimdi, yemin falan etmiyorum.

Sadece bir şeyi biliyorum: Yazmayı bıraktığım, şarkıların sustuğu gün, bu debelenme bitecek. Ve bu, bir zafer olmayacak. Bu, sadece sessizlik olacak. O yüzden şimdilik, ellerim klavyedeyken, kulaklığımda aynı acı nakarat dönerken, bu balçığın dibinden yazmaya devam ediyorum.

Bu bir uyanış değil.
Bu bir teslimiyet de değil.
Bu, sadece hayatta kalma inadı.
Bu, benim kendime anlattığım hikayenin, şimdilik sonu bu.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KIRK ODALI BİR ZİHİN

​Susuyorum, sessizlik keskin

         Hep anlaşılmıyorum diye ağladım. Ya da onun için ağlıyorum sandım, kendime yine yeniden yalan söyledim. Aslında belki de anlatamıy...