
Camdaki kız
Farkındasın bir şeyler yanlış gidiyor. Farkındasın bir şeyleri değiştirmek zorundasın. Farkındasın herkesin düşüncelerinden bağımsız düşüncelerin. Farkındasın sağlığın normal değil. Farkındasın her şey akıp gidiyor. Ve farkındasın her şey düşündüğünden çok daha fazlası…
Tamam farkındasın da, neyi değiştirebiliyorsun? Hiç bir şeyi. Böyle, ben yapamam ben buyum demekle keşke bir şeyler düzelse ya da sen böylesin aa tamam o zaman biz de sana böyle gelelim diye bir şey olsa. Madem farkındasın her şeyin neden düzelmiyor bir şeyler, neden herkes koşarken sen bekliyorsun, neden herkes güneşin tadını çıkarıyorken sen buz tutmuşsun?... Yapamıyorum. Karışamıyorum hayata. Karışamıyorum giden zamanın akışına. Karışamıyorum insanların içine. Normal olanı istemiyorum. Herkesin olanı, herkes gibi olmayı istemiyorum. Benim normalim bu çünkü artık. Yalnız oturmak, yalnız düşünmek, aklıma gelirse yemek yemek, canım isterse bir yer düzenlemek, canım isterse ses açmak-kapamak, uyumadığımda neden uyumadın sorusu dizilmemesi ve çok daha fazlası… yapabilir miyim tüm bunların telafisini bilmiyorum, düzelir mi her şey bilmiyorum. Ama bildiğim tek bir şey varsa bu şekilde uzun bir yolum kalmadı. Ya bu deveyi güdeceğim ya da bu diyardan gideceğim. Gitmeye gideceğim de benim istediğim şey bu mu gerçekten? Gitmek mi? Yoksa bir şeyler düzelmediği için gitmek mi? İkisi çok farklı şeyler. Çünkü eğer ikinci ihtimalse, bu demektir ki ben kalmak istiyorum, istiyorum da hiçbir şeyi düzeltecek gücüm kalmadı, düzeleceğine inancım kalmadı. Sırf bu yüklerden arınamadığım için gitmeyi seçtim. Baktım doğrudan gitmeyi de gözüm kesmiyor yolu nasıl kısaltırım hesabı yaptım. İnsanın her gün yaşarken yavaş yavaş tükenmeyi seçmesi de bir seçenekti sonuçta. Ben de belki de kolay olan varken zoru seçtim. Bir bakıyorum acaba düzeltebilir miyim kendimi, yaşamımı, hayatımdakileri… ama içim bağırıyor imkansız diye. Herkesin yaşadığı o uğraşmaya gerek olmayan hayatlarıyla benim canını dişine takarcasına çabaladığım hayat bir değil. Bu sebeple de o bahsettiğim çerçevedeki insanların neyi nasıl düşünüp yorumladığı da çok önemli değil doğrusu.
Artık insanların neyi nasıl dediği değil de kendimin de bu durumdan rahatsız olması ve değiştirmek istemesi sebebiyle değişmek istiyorum. Eskisi gibi olmak… eskisi gibi olmak diye bir şey olmadığının farkındalığına eriştim erişmeye ama bunu çok çok istiyorum. Ve bu nasıl olmayacak düşüncesiyle hayatı kendime yaşarken de zindan ediyorum. Bilmiyorum neyi nerden tutacağım neyi nasıl düzeltece ama o gücü kendimde bulduğum ilk an bu bataktan çıkmak istiyorum. Tek bildiğim şey bu. Çünkü içinde bulunduğum hayatta her boku yapabilme becerisini gösterip de sadece bir camın ardından hayata bakmaya devam etmek zoruma gidiyor. Düşünsene bir şey yapıyorsun ve bunu yapmak için insanlar eğitimler alıyor okullar okuyor ama sen bunu ne eğitim ne başka bir şey almadan çok daha kısa sürede en üst seviyesini yapabiliyorsun ama bunu hayata geçiremiyorsun. Çünkü ne zaman bunu bir eyleme dönüştürsen içinden bir şey seni engelliyor ve o yapılan emeği tak diye silip hiçbir şey olmamış gibi aynı kaldığın sıfır seviyesine indiriyorsun. Bu durumda benim düşmana ihtiyacım var mı sence? Asla yok, en büyük düşman kendime benim zaten. Bu yazının devamını umarım bir gün bir şeyleri değiştirip dönüştürebilmiş bir kişi olarak yazarım… şuan hala aynı bataktayım…
https://medium.com/@ozlemt/gitmek-i̇stemiyordum-sadece-böyle-yaşamaktan-yorulmuştum-02ed99904390
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder